Yeter ki tek başına ayakta durabilsin!


down-sendromlu-cocuklarDown Sendromu, bin vakada bir görülüyor. Genetik bir hastalık olan bu sendromda, çocuklarda hafif-orta derecede zeka geriliği görülüyor. Ancak bu çocuklar kesinlikle eğitilebiliyorlar. İyi rehabilite edildiklerinde sosyal hayata katılabilen bireyler haline gelen bu çocukların ailelerinin de tek isteği onların tek başlarına ayakları üzerine basabilmeleri.

Down Sendromlu 3 vakanın ailesiyle görüşmek üzere Marmara Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin yolunu tuttuğumda karşılacaklarımla ilgili üç aşağı beş yukarı bir fikrim var. Ancak yine de daha fazla bilgi için Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Genetik Ünitesi uzmanlarından Prof. Dr. Ergül Tunçbilek ve Uzman Doktor Yasemin Alanay'ın kaleme aldığı bir makaleyi okuyorum. Daha fazla bilgi onlarla daha iyi bir iletişim kurmamı sağlayacak biliyorum.

Nedeni kromozom fazlalığı
Down Sendromu genetik bir hastalık. İnsan vücudundaki hücrelerin tamamına yakınında genler 23 çift kromozom üzerinde yer alıyor. Bu toplam 46 kromozom demek. Ancak Down Sendrom'lu çocuklarda bu kromozomlardan 21'incisi iki yerine 3 adet. Yani toplamda 47 kromozama sahip çocuklarda bu sendrom görülüyor. Bilim dünyası hâlâ bu fazla kromozoma neyin sebep olduğunu araştırıyor. Bu sendromun sadece yüzde 3-5'i kalıtsal. Geri kalanlar hamilelikte mayoz bölünmede kromozomların düzenlenmesi sırasındaki hatalardan kaynaklanıyor. Sendroma neden olan genetik durum anneden de babadan da kaynaklanıyor olabiliyor. Bu sendromun görülme sıklığı dünya literatüründe yaklaşık binde bir. 35 yaşın üzerinde hamile kalanlarda riskin daha fazla olduğu belirlenmiş.

Annelerin çoğu 35'in altında ama
Ancak Down Sendrom'lu bebeklerin yarısından çoğunun annesi 35 yaşın altında! Bilimadamları bu durumu, 35 yaşın altında doğurganlık hızının fazla olmasına bağlıyor. Bu yüzden bu sendromla dünyaya gelen bebeklerin yarısından çoğunun annesi genç. 35 yaşın altındaki kadınlar için henüz saptanabilmiş bir risk faktörü yok ama araştırmalar devam etmekte. Günümüzde bu sendromunda anne karnında tanınması tarama ve tanısal testlerle mümkün. Tarama testleri (üçlü tarama, ultrasonografi ile tarama) fetusun Down Sendromlu olma riskini tahmin eder. Tanısal testler ise, (amniosentez, koryon villus örneklemesi, kordosentez) fetusta bu durumun olup olmadığını kesin olarak söyler. Tanı hemen konuluyor.
dogumdan-sonra-ise-donusPek çok anneye, doğum izni bittiğinde bebeğini bırakıp işe dönmek işkence gibi gelebilir... Suçluluk hisseden ve kendini bir türlü işe veremeyen bu yeni annelerin kafaları, 'bebeğim mi mesleğim mi?' sorusuyla iyice karışabilir. Oysa uzmanlar, tüm bunların atlatılmasının mümkün olduğunu savunuyorlar.

Aytaç Özkardaş - aozkardas[at]doganburda.com

Bebeğinizin doğumundan sonra günler, nasıl olduğunu anlamadan, hızla geçti... Doğum izni sona erdi ve artık işe dönmeniz gerekiyor. Bir yanda minicik bebeğinizi kreşe ya da bakıcıya bırakıp işe gitmenin üzüntüsü, diğer yanda uzun bir ayrılıktan sonra iş yaşamına uyum sağlamada yaşanacak sorunlar var. Hemen hemen tüm annelerin yaşadığı ve dile getirdiği bu sorunları, sizin adınıza, Uzman Psikolog Füsun Budak'a ilettik. İşte, işe dönüşte en sık rastlanan sorunlar ve psikoloğumuzun bunlar için sunduğu çözüm yolları...

1. Suçluluk Duyuyorum
Annenin sorusu: Bebeğim iki buçuk yaşında. O kreşe başladı, ben de işe... Onu öyle bırakıp işe gitmek çok ağır geliyor bana. Ona kötü bir şey yaptığım, onu incittiğim duygusundan bir türlü kurtulamıyorum. Bu suçluluk duygusu geçer sanmıştım ama aksine, gün geçtikçe daha da artıyor. Yaşadığım bu durumla nasıl baş edebilirim?

UZMAN CEVABI: 'Suçluluk duygusu', dozu değişim göstermekle birlikte hemen her çalışan anne tarafından hissedilen bir duygu. Ancak bebek ekonomik olarak da aileye yeni sorumluluklar getirir ve bir çok anne bebeğinin geleceği için çalışmak zorundadır. 'Çocuğumun daha iyi şartlarda yetişmesi ve geleceği için çalışmak zorundayım' diye düşünün, bu gerçekliğin farkında olmak suçluluk duygunuzu hafifletecektir.
dogurganmisinizİnfertilite uzmanlarının kısırlık sorunu olan çiftlerden sıkça duyduğu bir sorudur. Yani yıllardır boşuna mı korunmuşuz? Çünkü pek çok çift bir sorunu olduğundan habersiz kendince belirlediği bir yöntemle korunuyor. Bu şekilde bebek sahibi olma şansını da kaybediyor. Bu yüzden hamileliği uzun bir süre ertelemeyi düşünen çiftlerin öncelikle doğurganlıklarıyla ilgili olarak tetkikler yaptırması öneriliyor.

Kariyer yapmak, sosyal hayattan kopmamak ve ev sahibi olmak gibi hem kişisel istekler, hem de ekonomik nedenlerden dolayı pek çok çift çocuk sahibi olmayı erteliyor. Bunun için de çoğu zaman kendi belirledikleri doğum yöntemlerini kullanıyorlar. Oysa özellikle yaş ilerledikçe yumurta rezervinin azalması ve yumurta kalitesinin düşmesi, kadının üreme yeteneği için büyük bir tehdit. Uzmanlara göre genç bir kadının bir yıl sonunda hamile kalma şansı yüzde 85 gibi yüksek bir oranda seyrediyor. Yine herhangi bir sorunu olmayan 35 yaşındaki bir kadının hamile kalma şansı yüzde 25'e düşüyor. Adet düzeninde hiçbir sorun yaşanmasa da 40 yaşından sonra bu oran yüzde 10'lara kadar iniyor. Erkekler cephesinde de sorun aynı. Yaş ilerledikçe sperm sayısı azalıyor ve kalitesinde düşüş gözleniyor. Hepimizin bildiği gibi ilerleyen yaş, kısırlığın tek nedeni değil elbette. Zararlı yaşam alışkanlıkları, stres, çocuklukta veya yetişkin dönemde geçirilen hastalıklar gibi pek çok etken kısırlık nedeni olabiliyor. Uzmanlar da, bu gerçekleri göz önüne alarak Yıllarca boşu boşuna korunuyor olabilirsiniz. Gerçekten doğurgan mısınız mutlaka öğrenin uyarısında bulunuyorlar. Elbette kısır olabileceğiniz endişesiyle hemen çocuk sahibi olmanız gerekmiyor. Hatta herhangi bir jinekolojik rahatsızlığınız yoksa kapsamlı bir check-up'tan da geçmeniz de gereksiz. Ancak ileriki yaşlarda çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız doğum kontrolünden önce bir hekime başvurup, yumurtalık rezervleri hakkında fikir edinebilir, sperm sayı ve kalitesinde bir sorun olup olmadığını net bir şekilde öğrenebilirsiniz. Böylelikle hem yıllarca gereksiz yere korunmayacak hem de bebek sahibi olma şansınızı kaybetmeyeceksiniz.

unutkanlik-mi-bunama-mi Sizde hangisi var?

Dilinizin ucunda ama hatırlayamıyorsunuz. Biraz evvel elinizde olan dosyanızı nereye koyduğunuzu bir bulsanız beyninizi sinsi sinsi kemiren soruyu da önemsemeyeceksiniz. "Bunadım mı ne?" Günümüzün yoğun temposunda bu tür unutkanlıklar çoğu zaman masum kabul ediliyor. Ama ya basit bir unutkanlık değil de, yaşadığınız bir bunama yani demans sorunu ise... Funda Çatar
  
Unutuyoruz... Her şeyi unutuyoruz... Telefon numaralarını, konuştuklarımızı, bir eşyayı koyduğumuz yeri, randevularımızı, yüzleri, kimi zaman da yaşadığımız olayları. Sevgilisinden gelen cazip bir davet, genç bir kıza annesiyle olan randevusunu unutturabiliyor mesela. Yoğun iş temposu yüzünden kim bilir kaçımız en yakınının doğum gününü hatırlayamayıp mahcup olmuştur. Bunlar öyle büyük unutkanlıklar değil aslında. Ama gündelik hayatta bu unutkanlık meselesi daha çok başımıza gelmeye başladı. Eskiden unutmak sadece yaşlılara özgü bir sorunken şimdi çok genç beyinlerin bile sık sık unutkanlıktan yakındığına şahit oluyoruz. Kim bilir siz de bunlardan birisiniz! Neden hafızamızla sorun yaşıyor, elimizde ajanda olmadan, masamızın üzerini sarı sarı post-it'lerle doldurmadan rutin işlerimizi takip etmekte güçlük çekiyoruz? Yoksa bu unutkanlık genç yaşta bunamanın bir işareti mi? International Hospital Nöroloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yaşar Gürtekin, Amerikan Hastanesi'nden Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Ari Boyacıyan ile Memory Center'den Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan sorumuzu yanıtladı.

  • Ekim 2017
  • Anket

formsante-kapak-buton-ekim2017

anket

Formsante Editörleri Seçti

FORMSANTE ONLINE ABONELİK

formsante-online-abone

GALERİ 

http://formsante.com.tr/components/com_gk3_photoslide/thumbs_big/784387agustos_2009.jpg

Yerçekimine karşı koyan muhteşem dekoltelerin sırları

Karın ve kalça bölgesini sıkı egzersiz yaparak şekillendirebiliyoruz oysa göğüs bölgesinde estetik yaptırmadan zamanı geri çevirmek o kadar kolay değil. En iyisi ise yerçekimine yenilmeden önce önlem almak.GÖĞÜSLERDE MEYDANA GELEN Devamı

http://formsante.com.tr/components/com_gk3_photoslide/thumbs_big/505765aralik_2009.jpg

Önce koklayın sonra yiyin kilo almayın

Uzmanlara göre, besinleri koklayarak açlığı bir ölçüde tatmin etmek mümkünKilonuza istikrar kazandırmak ya da aşırı kilo alımının psikolojik sebeplerini düzene koymak istiyorsanız, bir de koku diyeti reçetemizi deneyin.İnsanın ruhsal durumunu Devamı

http://formsante.com.tr/components/com_gk3_photoslide/thumbs_big/757036ekim_2009.jpg

Estetikte son trendler

Estetik cerrahi dünyasından her geçen gün yeni ve güzel bir haber geliyor; artık operasyonlar daha kolay ve acısız, iyileşme süreleri kısa, sonuçlar ise son derece doğal. Biz de, en yeni Devamı

http://formsante.com.tr/components/com_gk3_photoslide/thumbs_big/160541eylul_2009.jpg

Mikroplar atağa geçmeden önleminizi alın!

Bağışıklık sisteminizi güçlendirecek 9 öneriEylül ayının gelişiyle birlikte nezle ve grip sezonu da resmi olarak açılmış oldu. Üstelik bu yıl başka bir bela daha kapımızda: Domuz gribi! Hastalıklara bir gol Devamı

http://formsante.com.tr/components/com_gk3_photoslide/thumbs_big/454333haziran_2009.jpg

Geç kalmadınız! Hızlı sonuç veren estetikler

En yakın arkadaşınız 10 yaş genç ve 10 kilo daha az görünmesine rağmen, estetik yaptırmadığına yemin ediyorsa ona inanabilirsiniz. Çünkü estetik kategorisine sokulması zor yeni operasyonların işlem süreleri kısa, etkileri Devamı

http://formsante.com.tr/components/com_gk3_photoslide/thumbs_big/243715mart_2009.jpg

10 doğal yöntemle sonsuz gençliği yakalayın

Sonsuz gençliği yakalamak için ne ilaçlara, ne de mucizelere ihtiyacınız var. Çünkü uzmanlara göre; doğal kürler de vücudumuzun uzun yıllar tepeden tırnağa genç kalmasını sağlayabiliyor.Hemen hepimizin imrenerek izledikleri bazı kadınlar Devamı

http://formsante.com.tr/components/com_gk3_photoslide/thumbs_big/522896mayis_2009.jpg

Tepeden tırnağa ne kadar hijyene ihtiyacımız var?

Sağlıklı bir yaşamın ilk koşulu hiç kuşkusuz vücudumuzu tepeden tırnağa temiz tutmak. Sahi, vücut hijyeninde dikkat etmemiz gereken kuralları biliyor muyuz, yoksa bir şeyleri yanlış yapıyor olabilir miyiz? İşte yanıtları...YÜZ Devamı

http://formsante.com.tr/components/com_gk3_photoslide/thumbs_big/681654nisan_2010.jpg

3 haftada 3 kilo verin!

Fazla kilolara veda etmek için diyet yapmak şart. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit’in hazırladığı bir haftalık örnek diyet programıyla 3 haftada 3 kilo verebilirsiniz. Bu diyeti Devamı

http://formsante.com.tr/components/com_gk3_photoslide/thumbs_big/968564temmuz_2009.jpg

Saçlarınız güneşle dost olsun

Bir yandan güneş ve denizin keyfini çıkarırken bir yandan da güzel ve bakımlı saçlara sahip olmak ister misiniz? Güzel yaz günlerinin izlerini, yıpranmış saçlarınızda görmek istemiyorsanız önerilerimize bir göz atın.Yaz Devamı

HABER BAŞLIKLARI

Son Yorumlar

dblogoDiğer Doğan Burda Siteleri: Atlas | Auto Show | Blue Jean | Burda | Capital | CHIP Online | Ekonomist | Elele | Elle | Elle Decor | eMecmua | Ev Bahçe | Evim | Formsanté | Güncel Hukuk | Hafta Sonu | Hello | Hey Girl | İstanbul Life | Level | Lezzet - Yemek Tarifleri | Maison Française | Pc Net | Seninle | Tempo | Yacht Türkiye